Dr. Mithat Tosun

14.12.2018 / 11:40

Dr. Mithat Tosun

Üçüncü Halka

İş ararken en yakınlarımız değil, genelde en uzak tanıdıklar daha fazla yardımcı olurlar…
Her birimizin diğerleri üzerinde küçümsenmeyecek bir etkisi var aslında diyor, Harvardlı tıp-sosyolojisi profesörü Nicholas Christakis. “Bunun için bir Süper Star olmaya gerek yok “.
Christakis, mutluluk duygularının birkaç zincir boyunca bulaşıcı olabileceğini saptamış. “Biolojik olarak bilinçsizce; işte, alışverişte ve evde birbirimizin mimiğine, sesine ve beden diline hızla senkronize olmaya, birbirimizi yansılamaya (taklit etmeye) programlanmışız” diyor.  “Ve böylece sosyal zincirleme tepkimeler oluşturuyoruz. Birbirimizle aslında derinden bir bağ içerisindeyiz.
 
“Yeryüzündeki herhangi iki insanın ortalama 6 halkalık bir zincirle birbirine bağlı olduğunu biliyoruz. Buna ‘küçücük dünya’ görüngüsü (fenomeni) deniyor. Bunu da da sosyal Hub olarak tanımlayabileceğimiz sağlam ve geniş ağları olan, adeta düğüm noktası olarak tanımlayabileceğimiz insanlara borçluyuz” diyor.
“Bunlar sayesinde ağ yapıda kısaltmalar, kestirme yollar oluşuyor. İyi ve kötü anlamda bilgi yayılmasını bunlar sağlıyor. Bulaşıcı hastalıklar göz önüne alındığında epidemiler de bunlar sayesinde hızla oluşuyor. Bunlara ‘Süper spreader’ (Hızlı yayıcılar) diyoruz ” dedikten sonra ekliyor: “Bir ağda insanlar birbirlerini zincirleme üç halka boyunca etkiliyorlar. Eşleriyle de genelde iki ya da üç halka sonrası yakınlarının aracılığıyla tanışıyorlar.”
Ve bu üç halka teorsini, neredeyse bir ‘ağ yasası’ olarak tanımlıyor ‘Connected’ başlıklı kitabında.

“ Dördüncü halkadan sonra duygusal bulaş yolu zayıflıyor “ diyor.
“Alıcı, ağda mesafe olarak uzak kalıyor. Duygular sönüyor” diye bitiriyor saptamasını.
Bu düğüm noktalarını ve marjinal grupları saptamak için ‘Digital dünya’da soru anketleriyle çalışmaya gerek kalmayacak. “Birkaç yıl içinde her cep telefonunda GPS olacak” diye ifade ediyor Dirk Brockmann öngörülerini. “Böylece insanların sadece kimlerle, hangi sıklıkta ve nasıl bağlantı kurduğunu değil, bedenen de nasıl yolculuk ettiğini ve kimlerle nasıl ilişkiler kurduklarını inceleyebileceğiz. Bu izleri sürerek çok daha fazla sorunun yanıtını bulabileceğiz ve gereğinde müdahale şansı bulabileceğiz“ diyor. “Ağ yapıyı ve yasalarını çözen, ayar da çekebilir “ diye özetliyor hedeflerini. “Söz gelimi, kişilerin sigarayı bırakması ve sigara bağımlılığının yaygınlaşmaması için belki de sigara içenlerden çok çevresindeki dostlarını sigaranın zararları konusunda ikna etmek daha önemlidir” diye örneklendiriyor fikrini.
“Kriminaliteyi azaltmak için bütün toplumu tanımaktan çok ‘suçlular ağı‘ tanımlamak daha verimli ve hızlı müdahaleleri mümkün kılabilir. Ayrımsız herkese grip aşısı yaparak toplumun % 95’ini aşılamaya çalışmaktansa, hızlı yayıcı olanları saptayıp toplumun sadece % 35’ini aşılayarak hem tasarruf sağlamak, hem de çok daha hızlı hareket edebilmek böylece mümkün olabilir“ diyor.
 
Araştırmacıların önündeki en büyük engel, kişilerin veri güvenliği kuşkusuz. Ancak herkes için değil elbette. Albert-Laszlo Barabasi, o ülkenin yüzde yirmisini oluşturan yedi milyon cep telefonu kullanıcısının anonimleştirilmiş verilerine ulaşarak bir araştırma yapmış bile söz gelimi. Ancak hangi ülkedeki ve hangi sunucunun kendisine bu bilgileri verdiğini gizliyor elbette. Ve bu sayede sosyolog Mark Granovetter’in 1970’lerde ortaya attığı “İş ararken en yakınlarımızın değil, genelde en uzak tanıdıklar daha yardımcı olurlar “  varsayımının onayını bulduğunu düşünüyor. “Sporadik ilişkiler, ağı bir arada tutan ve geliştiren en önemli ilişkilerdir” diye saptıyor.
Bu gelişmelerin alabileceği olası gidişatı düşündükçe, George Orwell’in “1984”ü oldukça sönük kalıyor sanki. Totaliter ülkelerde ya da kontrolün tam sağlanamadığı yerlerde nelerle karşılaşabileceğimiz konusunda fikir jimnastiği yapmayı kendi adıma reddediyorum. Ama herhalde bazı okuyucularım cep telefonlarına gelen bazı reklamlardan işin nerelere varabileceği ile ilgili ipuçları edinmeye başlamışlardır bile.
 
Araştırmaların amacı, kalıpları bulmak ve tanımak. 80’li yıllarda kaos teorisinin üzerine üşüşüldü. Şimdi sıra ağ yapılarda. Bu arada hangi ağları araştırdıklarından bağımsız olarak, hep aynı ve en basit yasalara rastlanılması ise ilginç. Ve bu yasalar ağda birkaç büyük ‘Hub’ yani düğüm noktası varsa, ortaya çıkıyor her seferinde. Bu yapı doğada ve toplumda kendini kanıtlamış durumda. Bu tür ağlar son derece dayanıklıdır. Tesadüfen bir kaç büyük düğüm devre dışı kalsa bile ağ işlevini sürdürmeye devam ediyor. Ama düğüm noktalarını bilinçli bir şekilde ayıklar, devreden çıkartırsanız sistemin çökmesi kaçınılmaz oluyor.
 
Sosyal fizikten elde edilen bilgiler borsa ve ekonominin diğer alanlarına da uygulanmaya çalışılıyor.

Paris Ecole Polytechnique’te çalışan Jean Philippe Bouchud, bir teorik fizikçi ama başka 30 fizikçiyle birlikte 2,5 milyar dolarlık bir fonu yöneten Avrupa’nın en büyük hedghe fonlarını yöneten CFM’de (Capital hedgefonds Management) müşterilerin yatırımlarının verimli olmasını sağlamak için çalışıyor. Son krizin paradigma değişimi için iyi bir fırsat olduğu kanaatinde. Logaritmik yasalar ekonomistleri pek ilgilendirmese de fizikçilerin ilgisini çekiyor ve bu yaklaşım tarzını ekonomiye uyarlamaya çalışıyorlar.
 
Kiel Dünya Ticaret enstitüsünden Thomas Lux, ağ çalışmalarını borsa ve ticaret alanına taşımaya çalışanlardan. Geliştirdiği simülasyonlar şimdilik oldukça kaba ve basit. Borsada yer alanların sürü güdüsünü, herkesin herkesten, bireylerin eksperlerin yorumlarından, çoğunluğun tutumundan, dedikodulardan etkilenmesini, döviz kurlarının ve enflasyonun çok yavaş değişmesine rağmen, borsada hızlı ve aşırı oynamalar olmasını göz önüne alan, normal dağılım yerine logaritmik tasalara uyan bir simülasyon. Sonuçlar şimdilik gerçek hayatla birebir örtüşmese de gerçek hayatta yaşanan krizlere ve abartılara benzer sonuçlar elde edilebilmiş bu simülasyonlarla…
Çözümü sosyalfizikte görenler olduğu gibi, bunu bir Hype olarak algılayanlar da var.

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Süper Beyin yarışması ve sihirli kareler-2 - 13.03.2019
>> Süper Beyin yarışması ve sihirli kareler-1 - 20.02.2019
>> Ortalamada Almanlar... - 29.01.2019
>> Şans hazırlıklı kafalara güler... - 07.01.2019
>> TRIZ Metodolojisi - 28.11.2018
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Mülteci olmak…
Tüm Yazarlar