Şenol Gürel

26.09.2016 / 15:10

Şenol Gürel

Simgelerden bir simge: Orak Çekiç

Bir elinde bayrak, öbür elinde tüfek, giysisi yırtık, göğüsleri dışarıda bir kadın, kalabalığın önünde yürüyor. Bu anlatımdan sonra bilenler, özgürlüğün simgesi tablo diyeceklerdir. Eugene Delacroix, 1830’da Kral 10. Charles’i deviren ayaklanmanın anısına bu yağlı boya tabloyu yapmıştır.

 

İnsan, iki ayağının üzerinde yürümezden önce de kendini anlatmak, üstünlüğünü dayatmak için didinmişti. Kendisini yalnızca türdeşlerinin anlayabileceğini çok sonraları öğrenmiş olmalı.

Dil, özetle bir ‘simgeler dizgesi’ olarak tanımlanır; insan, konuşma denemeyecek seslerden oluşan kısıtlı ses simgelerinin yanı sıra görsel simgeler kullanmaya başladı. Geyik için, başının üstünden beş parmağının beşi kıpraşan elini; domuz için ağzından fırlamış gibi iki parmağının çatalını göstermiş olmalı. Avın, avcının, korkunun görsel simgelerini kurmuş; bunları taşa toprağa çizerek öbür insanlara aktarma yoluna gitmiştir.

Gördüğünü, anladığını, düşündüğünü simgeye dönüştürme edimi, yazının çatlamayı bekleyen çekirdeğiydi.

Soyutlama, simgeleştirme düşünmenin güç kaynakları, ana ögeleridir. Öğrenmenin, bilmenin oluşturduğu bellek birikiminde simgelerin yeri önemlidir. Düşünceler, görüşler simgelere yüklüdür. Simge, atom çekirdeği gibidir; çok büyük, derin bir düşünceyi serimleyebildiği gibi gizleyebilir de. Sanatın onu el üstünde tutması, dinin önünde diz çökmesi, siyasanın burçlarda dalgalandırması, ondaki gizil gücün büyüklüğünü gösterir.

Siyasal bir partinin simgesi olan altı oktan her biri, partinin ilkelerinden birini yansıtıyor. Söz konusu partiye yıllarca oy vermiş birine, altı okun hangi ilkeleri gösterdiği sorulduğunda bilmeyebilir. Nedir; altı okun belleklerde yer etmiş iletişimsel anlamının yansıttığı siyasal görüşü bilir. Bu, başka bir partinin kullandığı üç hilal simgesi için de söylenebilir.

Simgenin gücü, dinlerde daha da büyüktür.
Yüz yıllar, bin yıllar dinleri simgelerin içine sığdırmıştır. Bizler çağlara, dönemlere, yıllara bölsek de sürez dediğimiz olgu; eksiz, eklentisiz bir bütündür. Simgelerin içi dolar, boşalır; biçimleri değişir, iletişimsel değerleri değişir, dahi başkalaşır.

Yaygın, bilinen bir simge olan svastika başka bir adla gamalı haç, tarih içinde biçimsel, anlamsal değişimler gösterir. Daha dün, faşizmin simgesi olarak kullanıldı, bugün de buna tanıklık ediyoruz.
Geçmişi altı bin yıl öncesine giden bu simge, dünyanın neredeyse bütün bölgelerinde kullanılmıştır. Eskiçağdan, yakınçağa; Güney Amerika, Orta Amerika, Uzak Asya, Ortadoğu, Avrupa’da yaşamış birçok uygarlıkta izleri görülür.

Sanskritçe srivatsa; iyi, mutlu, sağlıklı olmayı; Çince Wan; sonsuzluk, evren düşüncelerini; Türkçe oz; acunda ozlaşarak Tanrı’ya erişmeyi, olacuna göçüldüğünde biçim değiştirerek yeniden oluşmayı karşılar.

Hindistan kültürünün kutsal simgesi Svastika, Hinduizm’de Tanrı Brahma’yı simgeleyen varlığıyla kutsallık niteliğine yüceliği katmıştır. Budizm’de Tanrı Buda’nın simgesidir. Hristiyanlık, svastikayı haçın çengelli biçime dönüşmesi olarak açıklar. İslam kültüründe de kullanılmış; kimi camilerde, Kazakistan’ın Türkistan kentindeki Ahmet Yesevi Türbesi’nin ana kapısında svastika simgeleri görülür.

Haç, kesinliği tartışmalı olan İsa’nın çarmıha gerilmesi olayından çok, iletişimsel anlamıyla Tanrı’ya inancın simgesidir. Birçok Hıristiyan kuruluş, dinsel topluluk ayrı anlamlar yüklese de kutsal gücün egemenliği, bu simgeyle kendini gösterir. Bu inancın üyeleri kendilerini o gücün buyruğundaki savaşçılar olarak gösterirmişlerdir. Dinsel söylem, önden gerilere çekilse de dünden bugüne haçın yer aldığı bayraklar, sancaklar bunun göstergesidir.

Bir elinde bayrak, öbür elinde tüfek, giysisi yırtık, göğüsleri dışarıda bir kadın, kalabalığın önünde yürüyor. Bu anlatımdan sonra bilenler, özgürlüğün simgesi tablo diyeceklerdir. Eugene Delacroix, 1830’da Kral 10. Charles’i deviren ayaklanmanın anısına bu yağlı boya tabloyu yapmıştır.

Komünizmin simgesi orak çekiç, Sovyetler Birliği’nin kuruluşu ile birlikte 1918’de kullanılmaya başladı. Orak ile çekiç bir araya getirilerek, çiftçi ile işçinin birliği simgelenmişti. 1923’te Sovyetler Birliği bayrağının sol üstündeki yerini aldı. Sonraki yıllarda simgesel gücüyle birçok ülkedeki komünist partinin bayrağında kullanıldı.

Kapitalist ülkelerde sosyalizmi benimseyen işçilerin sendikal örgütlenmesi, öğrenci-gençlik örgütlenmeleri büyük tehlike olarak görüldü.

Haç’ın edebiyatta, sinemada kullanılan vampirleri korkutan, kaçıran gücü, Tanrı’nın şeytana (kötü) karşı üstünlüğüne göndermedir. Kurmacadaki bu durum, simgenin kutsal gücünü içselleştirilmiş kimi inananlarda gerçekmiş gibi algılanabilir. Yanlarında, boyunlarında haç taşıyarak kötülüklerden korunduklarına inananlar vardır.

Sömürülen emekçinin haçı; orak çekiç.
Kapitalizm, vampirin haçtan tırstığı gibi orak çekiçten tırsmıştı; bu korku azalmış görünse de bugün de sürmektedir. Bu da simgenin gücünü gösterir. Birileri için bir araya getirici iken; ötekiler için yıkıcı, devirici anlam taşıyabilir.

Biri gerçek, öteki ise kurmacadır. Korkutan, kaçıran simge değeriyle haç edebiyatta, sinemada kullanılırken; birleştiren, örgütlü tutan simge değeriyle orak çekiç parti, örgüt bayraklarında yer alır.

Vampirlerin gündemden düşmediği, gözü pek vampir karşıtlarının sürek avları düzenlediği yıllarda; Voltaire, “Borsa vurguncuları, tüccarlar, işverenler halkın kanını her gün emmekteler. Bunlar kesinlikle ölmüyor, ama yaşarken çürüyorlar Bu gerçek kan emiciler, mezarlıklarda değil, saraylarda, konaklarda oturur... ” derken; Karl Marx ise; “Sermaye, emeği bir vampir gibi sömürerek varlığını sürdüren çürümüş bir birikimdir; var oldukça da sömürmeyi sürdürür” der.

Emperyalizmin orak çekiç korkusunu anlamak gerek.

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Evrimlerden Bir Evrim: Toplumsal Evrim I - 14.11.2016
>> Alçaklıklardan Bir Alçaklık: Nal - 19.10.2016
>> Kendime Öğütler - 10.10.2016
>> Sanatlardan Bir Sanat: Yakın Döğüş - 03.10.2016
>> Çekiç - 19.09.2016
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Tüketim ve pazarlama üzerine bir derleme…
Tüm Yazarlar