Halef Remzi Vayıs

05.04.2019 / 16:26

Halef Remzi Vayıs

Plajda kürk satmak…

Plajda güneşlenirken, yanınıza biri gelip “kürk almak ister misiniz” dese, yüzünüze önce bir gülümseme yayılır... Sizinle alay edildiğini düşünür, kamera şakası mıdır diye etrafınıza bakarsınız… Ormanda geyiklere gaz maskesi satmak gibi bir şeydir bu…
 
Adı Emira…
 
20’li yaşlarının başlarında cin gibi bir genç kız. Yirmi rakamına en fazla iki, bilemediniz üç yıl ekleyebilirsiniz; yaşı bu kadar, daha fazla değil.
 
Emira, Ahıska Türkleri’nden. Türkçe, Rusça ve İngilizceyi iyi derecede konuşuyor. Türk vatandaşlığı için gün sayıyor. Asıl mesleği ebelik. Bildiğiniz doğum ebeliği, ancak bir kürk mağazasında satıcılık yapıyor. Eğitimi ile yaptığı iş arasında bir ilinti yok.
 
Diğer kürk satıcılarından farkı ise, işini bir tatil bölgesinde sürdürüyor olması. Kumsalda, kürk resimleri içeren broşürlerle dolaşıyor, iletişim kurup aşama kaydettikten sonra potansiyel alıcıyı yakındaki mağazaya davet ediyor ve satış işlemini orada sürdürüyor. O an gelmek istemeyenlerle ise randevulaşıyor. Satışlarını ağırlıklı olarak turistlere yapıyor.
 
30-35 derece güneşin altında, şezlonguna uzanmış, bronzlaşmak ve denize girmekten başka amaç ve istek taşımayan birilerine kürk satmaya çalışmak, elbette cesaret ister.
 
“Plajda kürk satar mısın” diye kime sorsanız, “deli misiniz” gibisinden bakar yüzünüze.
 
Güneşlenirken, yanınıza biri gelip “kürk almak ister misiniz” dese, yüzünüze önce bir gülümseme yayılır. Sizinle alay edildiğini düşünür, kamera şakası mıdır diye etrafınıza bakarsınız.
 
Emira ise bizim gibi düşünmüyor…
 
“Satış yapabiliyor musun” diye sordum.
  “Çook” diye cevapladı.
 
Gülümsedim…
 
“Sen yetenekli bir satıcı olmalısın” dedim.
 “Öyle” diye cevap verdi gülerek ve biraz da böbürlenerek…
 
Mağazanın en uzun süre çalışan satıcısıymış. Başlayanlar birer ikişer hafta çalışıp, başaramadıkları için işten ayrılıyorlarmış.
 
Eh yani…
Plajda kürk satıyorsunuz; soğuk içecek veya dondurma değil.
 
“Nasıl beceriyorsun” diye devam ettim.
 “Sır” dedi.
 
Tekrar sordum, aynı cevabı verdi: “Sır”.
 
Anlaşılan kendisi de bilmiyor. Satabiliyor ama neden başarılı olduğunu sanırım bilmiyor. Usulca izledim. Gerçekten de özel çabalar sarf etmiyor.
 
Konuşkan ama ısrarcı tavrı yok. Yumuşak ve samimi bir iletişim biçimi var. Satacağına öylesine inanmış ki, insanlar asıl almadıklarında hayrete düşüyor. Ona göre, almamaları normal değil.
 
“Geyiklere gaz maskesi satan adamın hikayesini bilir misin” diye sordum.
 “Hayır” dedi.
 “Senin yaptığının, ormanda geyiklere gaz maskesi satmaktan farkı yok.”
 
Kahkahayla güldü. “Evet, galiba öyle, hiç düşünmemiştim.”
 
Aklıma Yeşilköy’deki enginarcı Ahmet Usta geldi. Emira da Ahmet Usta gibi doğal satıcı davranışlarına sahip. Tıpkı onun gibi, iyi satıcılığı gerektiren ana unsurları bünyesinde barındırıyor.
 
Tutkulu, coşkulu ve içten…
 
Bir kez daha ikna oldum ki, önemli olan ne iş yaptığınız değil, onu yaparken duyduğunuz heyecanlarınız.
 
Bunlar mutlaka ama mutlaka işinizdeki başarıya yansıyor…
 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Tek gerçek iddianız… - 20.09.2019
>> Ağzı olan konuşuyor… - 22.08.2019
>> Bir kız çocuğunun anıları… - 29.07.2019
>> Henüz bulamadıysanız, aramaktan vazgeçmeyin… - 01.07.2019
>> Başarı, hazır formüllerle gelmez… - 29.05.2019
80alte Yazarları
Dr. Mithat Tosun Halef Remzi Vayıs Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Beyin göçü-1
Tüm Yazarlar