Dr. Mithat Tosun

17.07.2019 / 16:06

Dr. Mithat Tosun

Milgram Deneyi – 4

İtaat ve otorite kavramlarına yer vermeyen bu yorumlardan birine göre Milgram'ın denekleri, olayların gidişini kontrol edemeyeceklerini hissettikleri ve dolayısıyla sorumluluğu sırtlarından attıkları özel bir tür ‘öğrenilmiş çaresizlik’ sergiliyorlardı.
Jerry Burger‘in 2009 yılında yaptığı bir deney sürümünde ortama konan, otoritesi olmayan birinin yaptığı baskının çok etkili olmadığı gösterildi. 75 Volta gelindiğinde ilk çığlıklar gelmeye başladığında deneyi bırakalım diyen otoritesiz işbirlikçi gözlemcinin çağrısı etkisiz kalmış, otoriter deney yürütücüsünün ikinci bir çağrısı ve bastırması sonucunda denekler deneyi sürdürmüşlerdi.
 
1965 yılında yapılan başka bir genişletilmiş deney sürümünde diğer ‘öğretmenlerin’ duruşunun etkili olduğu gösterildi. Deneye iki işbirlikçi öğretmenin daha katılıp deney yöneticisine karşı geldikleri durumda koşulsuz itaat edenlerin sayısında % 10 gibi oldukça anlamlı bir düşüş saptandı; oysa bu iki işbirlikçi öğretmenin deneyi sürdürmek istemeleri durumunda ise itaat % 90 artıyordu.
 
Başka bir sürümdeyse deney yöneticisi kendini Yale Üniversitesi üyesi olarak değil de, sanal bir ticari kuruluş olan “Research Institute of Bridgeport“un bir araştırmacısı olarak tanıttığında, Bridgeport (Connekticut) ticari merkezlerinden birindeki bürodan bozma odalarda yapılan deneylerde en yüksek doza kadar çıkanların oranı yüzde 65’ten yüzde 48’e düşmüştü. Ancak bu istatiksel olarak çok anlamlı bulunmamıştı.
 
Başka bir sürümde de Milgram odadan dışarı çıkıyor ve deneyi kendisini denek olarak tanıtan başka bir işbirlikçi deneğe bıraktığında deneyi sonuna değin götürenlerin sayısı yüzde 20 düşmüştü.
 
18. sürümde deneğe ek görevler verildi (soruları mikrofona okumak veya öğrencinin cevaplarını kaydetmek gibi). Bu deneyde de deneğe eşlik eden ve gözlemcinin tüm emirlerine itaat eden bir işbirlikçi öğretmen daha bulunuyordu. Bu çeşitlemede 40 denekten sadece 3'ü gözlemcinin emirlerine karşı geldi.
 
Ortamda otoritenin varlığı da, deney gözlemcisinin aynı odada bulunması ya da telefonla erişim sağlanması gibi küçük değişikliklerle (varyasyonlarla) sınanmıştı. Telefonla yapılan deneyde önceden teybe yapılan kayıtlar kullanılmıştı. Deney yöneticisinin ortamdan uzak olması itaatte üç katına varan düşüşlere neden olmuştu.
 
Deney, cinsiyetlere göre farklılıkları da araştırmak için çeşitlendirilmişti ama deneyi terk etme anlamında anlamlı bir fark saptanamamıştı. 2008’de Jerry Burger tarafından Santa Clara Üniversitesinde bu deneyin modifiye*1 şekilleri de tekrarlandı. Bu deneyde kadınlar yer almış ve verilen gerilim 150 Volta kadar çıkartılmıştı en çok. Deneyi daha önce hiç duymamışlardı ve yüzde 70 i en üst voltaja kadar çıkmışlardı. Orijinal deneyde deneklerin yüzde 83’ü 150 volta kadar çıkmışlardı ancak bu istatiksel olarak anlamlı olarak değerlendirilmedi.
 
Diğer ülkelerde ve diğer milletlerle yapılan deneylerde otoriteye itaat davranışının kültürler üstü bir olgu olduğu da gösterilmiştir.
Milgram'ın deneyi üzerine yakın geçmişte yapılan bazı yeni yorumlarda farklı bir yaklaşım öneriliyordu. İtaat ve otorite kavramlarına yer vermeyen bu yorumlardan birine göre Milgram'ın denekleri, olayların gidişini kontrol edemeyeceklerini hissettikleri ve dolayısıyla sorumluluğu sırtlarından attıkları özel bir tür ‘öğrenilmiş çaresizlik’ sergiliyorlardı.
Yakın geçmişteki başka bir deneyde şok verilen bir oyuncu yerine bir bilgisayar benzetimi (simülasyonu) konarak deney tekrarlandı; Şoku veren denekler karşılarında gerçek bir insan olmadığının farkındaydı ancak sonuçlar yine çok değişmedi.
 
Orijinal deneyde yer alanlar genellikle vicdanlarıyla çelişmelerinin getirdiği bir stresi yaşamışlardı. Deneklerin yüzde otuz beşinde sinirli bir güme krizi Milgram’ın dikkatini çekmişti.

Bir gözlemcinin anlatımına göre ‘Öğretmen’ lerden biri, oldukça olgun ve özgüveni olan, laboratuara ben buradayım dercesine ve gülümseyerek giren bir iş adamıydı. 20 dakika sonra bu adam kekeleyen, eli kolu seğiren ve çökmeye yakın bir zavallıya dönmüştü. Sürekli kendi kulak memelerini çekiştiriyor ve ellerini ovuşturup duruyordu. Bir an geldi ve yumruğuyla kendi alnına vurarak “Aman tanrım, bitsin artık “ dedi ama emirlere deneyin sonuna değin harfiyen itaat etmeye devam etti.
 
Kişisel sorumlulukları kendileri açısından önemli olanlar deney yöneticisine daha kolay karşı gelebiliyor ve deneyi yarıda bırakabiliyorlardı.
 
Etik açıdan deneyden sonra denekler deney hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendiriliyorlar ve kendilerine sonuçlar açıklanıyordu. Deneklerden bazıları rastgele seçilerek deneyden bir yıl sonra deneyin uzun erimli sonuçları araştırılmak üzere ziyaret edildiler ya da uygun olanlar çağırıldılar ve psikolojik olarak testlerden geçirildiler. Milgram’a göre deneklerde uzun erimli psikolojik zararlar saptanmamıştı.

Deneklerin yüzde 83’ü deneyde yer almış olduklarından dolayı mutluydular. Yüz denekten sadece biri deneye katıldığı için pişmanlık belirtmişti. Katılımcıların büyük çoğunluğu bu deney sayesinde kendileri hakkında da bir şeyler öğrenmiş olduklarını ve bundan böyle otoriteye karşı daha temkinli davranacaklarını belirtiyorlardı.
Buna karşın bazı katılımcılar kırk yıl sonra tekrar sorgulandıklarında bile hala post travmatik bir sendrom yaşadıklarını ve bunu atlatamadıklarını ifade etmişlerdi. Psikolog Joachim Bauer’ in yorumuna göre bunlar kendi doğal iç sezgilerine ve insancıl eğilimlerine karşı hareket etmişler ve otoriteye boyun eğmiş insanlardı.

 *1 Latince: modus ölçü,çeşit, tarz ; facere Yapmak, etmek
Sürecek…
 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Milgram Deneyi - 5 - 22.08.2019
>> Milgram Deneyi - 3 - 25.06.2019
>> Milgram Deneyi – 2 - 21.05.2019
>> Milgram Deneyi – 1 - 30.04.2019
>> Cheops’a Fermi Yaklaşımı - 04.04.2019
80alte Yazarları
Dr. Mithat Tosun Halef Remzi Vayıs Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Milgram Deneyi - 5
Tüm Yazarlar