Halef Remzi Vayıs

08.01.2019 / 15:52

Halef Remzi Vayıs

Kahvenin sosyolojisi

Kahve, gezegenimizin en zengin ve en yoksul bölgelerindeki insanları birbirine bağlayan bir ürün. Zengin ülkelerde büyük miktarlarda tüketilir, ancak esas olarak yoksul ülkelerde üretilir. Uluslararası ticarette petrol gibi değerli bir metadır kahve...

 

Hakkında fazlaca şey söylenemeyecek sanılan, sıradan herhangi bir konu üzerine,

sosyolojik olarak söylenebilecek çok şey vardır aslında.

Sıradan bir alışkanlığı, örneğin kahve içmeyi ele alalım. Hiç de ilginç görünmeyen bu davranış biçimi hakkında, sosyolojik bir bakış açısıyla söyleyecek ne bulabiliriz?

Gerçekte pek çok şey!

Anthony Giddens’in, kahve üzerine aşağıda yaptığı analizde olduğu gibi mesela…

Kahve içmenin törensel yönü…

Öncelikle, kahvenin yalnızca bir içecek olmadığını söyleyebiliriz. Kahve, gündelik toplumsal etkinliklerin parçası olarak simgesel değer taşır. Kahve içmenin törensel yönü çoğunlukla kahvenin kendisini tüketmekten daha önemlidir. Birçok batılı için sabahları içilecek bir fincan kahve, kişisel rutinin merkezinde yer alır. Sabah kahvesinin ardından, gün içerisinde başkalarıyla kahve içmek, bir araya gelmek için sebeptir.

İkincisi, beyin üzerinde uyarıcı bir etkisi olan kafein içeren kahve, keyif verici maddedir. Pek çok kişi kahveyi, sağladığı ‘fazladan uyanıklık’ için içer. İşyerindeki uzun günler ve ders çalışmakla geçen uzun geceler, kahve molalarıyla daha çekilir hale gelir.

Devam edelim…

Yoksul ülkelerde üretilir, zengin ülkelerde tüketilir…

Üçüncüsü, bir fincan kahve içen biri, dünyanın bütününe yayılan karmaşık bir toplumsal ve ekonomik ilişkiler kümesi içerisinde yer alır.

Kahve, gezegenimizin en zengin ve en yoksul bölgelerindeki insanları birbirine bağlayan bir üründür. Zengin ülkelerde büyük miktarlarda tüketilir, ancak esas olarak yoksul ülkelerde üretilir. Kahve, uluslararası ticarette petrol gibi değerli bir maldır. Kahvenin üretimi, taşınması ve dağıtımı, kahveyi içen insanlar arasındaki etkileşimin sürekliliğini de beraberinde getirir.

Dördüncüsü, bir fincan kahveyi yudumlamak, geçmiş toplumsal ve ekonomik gelişme sürecini varsayar. Şimdilerde beslenme biçiminin çok bilinen diğer kalemleriyle –çay, muz, patates ve beyaz şeker gibi- birlikte kahve, ancak 1800’lerin sonlarından başlayarak yaygın biçimde tüketilir hale gelmiş. Ve ilk zamanlar seçkinler arasında moda olmuş.

İçeceğin kökeni Ortadoğu olsa da, yaygın tüketimi iki yüzyıl öncesindeki Batı’nın yayılma dönemine gider. Bugün içtiğimiz kahvenin neredeyse tamamı, Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilmiş bölgelerden (Güney Amerika ve Afrika) gelir.

Devam edelim…

Kahve markalaşmış ve siyasallaşmıştır…

Beşincisi; kahve, küreselleşme, uluslararası ticaret, insan hakları ve çevrenin yok edilmesi hakkındaki çağdaş tartışmaların merkezinde yer alan bir üründür.

Kahve yaygınlaştıkça ‘markalaşmış’ ve siyasallaşmıştır. Tüketicilerin hangi çeşit kahveyi içecekleri ve nereden satın alacakları konusundaki seçimleri, yaşam biçimi tercihleri haline gelmiştir.

Örneğin insanlar yalnızca organik kahve, kafeinsiz kahve ya da ‘adil bir biçimde alınıp satılan’ kahveyi içmeyi seçebilirler. Markalaşmış kahve zincirleri yerine ‘bağımsız’ kahvehaneleri tercih edebilirler. Kahve içenler, insan hakları ve çevre konusunda sicilleri kötü olan belirli ülkelerden gelen kahveyi boykot etmeye karar verebilirler.

Böylece sürer gider ve konuyla ilgili daha çok şey anlatılabilir. Biz burada noktalayalım…

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olması, boşuna değilmiş…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Sahip olma ihtimali… - 29.11.2018
>> Buhran olgunlaştırır… - 16.11.2018
>> Köprü kurmak ya da duvar örmek… - 02.11.2018
>> Diğerleri gibi… - 18.10.2018
>> “Müşteri yenilik istiyor…” - 04.10.2018
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Kahvenin sosyolojisi
Tüm Yazarlar