Halef Remzi Vayıs

20.03.2018 / 12:28

Halef Remzi Vayıs

Eskiden vazgeçmeyen, eskimiş midir?

Bir içgüdü müdür değişmek, varolmak için doğanın her baharda yenilenmesine mi benzer; bir ölçü müdür, hayatın neresinde olduğumuzu mu gösterir. Akıntıyla yüzen cansız bir balık olmamak için kaçınılmaz mıdır değişmek?

 

Malum. Bilgi çağında yaşıyoruz.

Çağın, elde edilen bilgilerin doğruluğundan git gide şüphe duyulan, daha doğrusu duyulması gereken bir döneminden geçiyoruz. Bilgi çağı olarak adlandırılan sürecin ilk zamanlarında, henüz başlangıcındayız.

Günümüzde araştırarak öğrenme devri bitti görünüyor. Merak edilen her bir şey için internet var. Bilgilenmek istediğiniz konuyu, güncel deyimiyle anahtar sözcüğü, arama motoruna yazıyorsunuz. Karşınıza yüzlerce, binlerce bilgi geliyor. Belki ayıklayıp derlemeye ihtiyaç oluyor ama bu bilgiler genelinde doğru olarak kabul görüyor.

Ortaya konan bilgilerin denetlenmediği ise göz ardı ediliyor. Arama motorlarının ticari stratejiler geliştirdiği de düşünülünce, doğrulanmış ve konvansiyonel bilgilerin önemi artıyor.

Bu bilgi sağanağında, dezenformasyon stratejisi de gelişti haliyle. Kafa karıştırmak istiyorsanız, artık daha kolay.

Birden fazla bilgiyi sürüyorsunuz piyasaya, böylece neyin doğru neyin yanlış olduğu kavranılamıyor. Kim neye yatkın, neyi nasıl anlamak istiyorsa, kişinin kendi güdümünde kalıyor. Mevzuyu inanmak istediği biçimde ele alıyor...

Ergenekon var mı yok mu? Hayat görüşünüze bağlı...
Aşı vurulmalı mı, vurulmamalı mı?
Pimpirikliğinize kalmış...
Şike yapılmış mı, yapılmamış mı?
Tuttuğunuz takımla alakalı...
Rüşvet verilmiş mi, verilmemiş mi?
Hangi partiye mensup olduğunuz, kararınızı belirliyor...
Açılım mı, siyaset mi?
Demokrasiden ne anladığınıza göre değişiyor...

Eski kumaştan yeni bir elbise mi dikiyoruz ...

Gazetelerin, televizyon kanallarının, her birinin sıfatları var. Şu zümrenin kanalı, bu kesimin gazetesi diye nitelendiriliyorlar. Her akşam, birçok TV kanalında her konu üzerine çeşitli tartışmalara şahit oluyoruz. Gazetelerde köşe yazarlarının çoğu, hemen her konuda kesin hükümlere sahip. Zıt fikirlilik, karşılıklı suçlama, hınç, öfke, ezilmişlik, kibir, üstün çıkma gayretinden geçilmiyor.

Acaba değişiyor, her geçen gün başkalaşan bir toplum mu oluyoruz?

Adeta bir kumaş gibi, yeni bir elbise mi dikiliyor bizden?

Peki nedir değişmek?

Elde ettiklerimizden vazgeçip yenisine yönelmek midir veya üzerine katıp yeniden yoğurmak mıdır kendimizi;

hiç durmadan değişen günümüz dünyasına katkıda bulunmak ya da uyum sağlamak zorunluluğu mudur;

değişenlerle değişmeyenlerin arasına mesafe mi girer, araları mı bozulur, eski dostlar olsalar bile;

yeniyi kabul etmek midir değişmek, yoksa eskiden bıkmış olmak mıdır;

eskiden vazgeçmeyen, eskimiş anlamına mı gelir;

iyi bir şey midir değişmek, tazeleyip yeni bir enerji mi katar;

kolay mıdır değişebilmek, eski eşyalarınızı verip yenisini almak gibi bir şey midir;

bir içgüdü müdür, varolmak için doğanın her baharda yenilenmesine mi benzer;

bir ölçü müdür değişmek, hayatın neresinde olduğumuzu mu gösterir;

akıntıyla yüzen cansız bir balık olmamak için değişmek kaçınılmaz mıdır?

 

twitter.com/HalefRVayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İnsan nereye koşuyor? - 18.09.2018
>> Dezenformasyona karşı koymak kolay değil! - 10.08.2018
>> Bütün akitlerin geçici ve değişken olduğu günümüzde… - 27.07.2018
>> Biri köşeye çöp koysa, ötekiler orayı çöplüğe çeviriyor... - 12.07.2018
>>  Sosyal medyaya karşı mücadele başlatanlar… - 26.06.2018
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
İnsan nereye koşuyor?
Tüm Yazarlar