Dr. Mithat Tosun

16.10.2019 / 13:58

Dr. Mithat Tosun

Beyin göçü-1

Sadece sermayenin değil, iş gücünün de serbest dolaşabildiği global bir dünya hayal edelim. Serbest dolaşıma girecek iş gücü, elbette ihtiyaç duyulan kalifiye meslek mensupları olacaktır…

Beyin göçünden ve göç eden beyinlerin niteliklerinden, ülkelere maliyetlerinden bahsederek genel bir fikir jimnastiği yapmak ve biraz daha farklı pencerelerden bakarak sizlere çok yönlü bir bakış açısı sunmak istedim bu yazıda. 

Almanya'da kadın başına doğum oranı yaklaşık kırk yıldır 1,3 -1,4 çocuk civarında. Oysa nüfusun sabit kalması için gereken oran 2,1. Nüfusun yaş ortalaması ise 44 olmuş.  Yani nüfus hem küçülüyor, hem de yaşlanıyor. Yetişen 15 yaş altı nüfusun neredeyse dörtte biri ise bir meslek sahibi olmadan yetişiyor. Japonya ve Monaco’dan başka hiçbir ülke bu kadar yaşlı değil. Çalışabilecek yaşa gelenler, sadece emekli yaşlılara ve 18 yaş altındakilere değil, üç kişi bir araya gelip işsiz bir akranlarına da bakmak zorundalar.  Almanya’da tam zamanlı çalışan 2 kişinin ödediği primler, 2 çocuklu bir anneye sosyal yardım olarak gidiyor.

Ülkemiz içinde ders çıkartılacak durumlar var, bu rakamlarda. Emekli sandığı bir dayanışma kasasıdır. Yani çalışan gençlerin yaşlı nüfusu beslediği, onlar yaşlandıklarında ise genç nüfus tarafından beslendikleri bir sistem. Gelecek kuşaklar, hem çalışıp kendi ayakları üzerinde duracaklar, hem emekli olmuş yaşlı bir nüfusa bakacaklar; hem 18 yaş altındaki nüfusun bakımını ve eğitimini üstlenecekler, hem de işsiz ve vergi, prim ödeyemeyen akranlarını besleyecekler.

Bakıma muhtaç olan emekli ve 18 yaş altı insan sayısı ve dayanışılacak işsiz sayısı ne kadar çoksa;  ya ödenecek primler artacak ve gerekirse devlet sübvansiyonu artacak,  yani ayrıca dolaylı veya dolaysız vergiler sonuç itibarıyla bizlere yaşam pahalılığı olarak dönecek ve bu açıklar böyle ödenecek. Ya da bakıma muhtaç emeklilerin ve dayanışma içinde olacağımız çalışma çağındaki işsiz nüfusun eline geçecek miktar aynı oranda azalacaktır. Bu dengeler 'Aktüaryal Denge ' adı altında incelenir.

Sadece sermayenin değil, iş gücünün de serbest dolaşabildiği global bir dünya hayal edelim. Serbest dolaşıma girecek olanlar, elbette talep edilen kalifiye meslek mensupları olacaktır.

Ödemesi gereken vergi ve primlerden dolayı kazancının önemli bir kısmından vazgeçmek zorunda olan, az bulunan ve yetenekli elemanlar kazançlarının daha az bir kısmını vergi ve prim olarak ödeyecekleri bir ülkede iş bulup giderlerse ne olur?

Sürekli krizlerden ve işsizlikten bahsedilip durulan bir ortamda neredeyse absürd ve saçma bir fikir jimnastiği gibi…

Melbourne, Seattle ya da Toronto gibi kentlerde yaşayanlar, kazançlarının daha az bir kısmını, ortalama olarak gelirlerinin % 20’si ila 25’i arasında değişen oranları, vergi, sosyal ve sağlık sigortası primi gibi gider kalemleri olarak ödüyorlar.

Almanya’yı geçen yıl terk eden 160.000 üretken, kaliteli elemanın maliyetine bir bakalım: Eskiden baktıkları 80.000 iki çocuklu anne için başka kaynaklar bulunmak zorunda kalınacak. Kişi başına düşen iç ve dış borç toplamından nasibine düşenlere bakarsak, bu göç eden 160.000 kişi yaklaşık 40 milyar Euro borçtan da kurtuluyor olacaklar. Göç edenlerin kişisel borçları olmayan bu borcu da, geride kalanlara paylaştırmak gerekecek ilaveten.

Kısacası gittikleri ülkelere hemen ve hatırı sayılır ekonomik katkıları olacak bu insanlar, terk ettikleri ülkeler için muazzam bir kan kaybı anlamına gelir. Terk ettikleri ülke yaşam standartlarını tutturabilmek için prim oranlarını arttırmak zorunda kalacak ama göç alan ülkeler, bu prim ve vergi oranlarını daha da düşürebilme olanağına kavuşarak göç baskısını zaman içinde daha da arttırabileceklerdir.
(Sürecek...)

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Beyin göçü-3 - 28.11.2019
>> Beyin göçü-2 - 06.11.2019
>> Milgram Deneyi - 6 - 18.09.2019
>> Milgram Deneyi - 5 - 22.08.2019
>> Milgram Deneyi – 4 - 17.07.2019
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Sigortacı, Halı Tüccarı ve Saksıdaki Çiçek
Tüm Yazarlar