Halef Remzi Vayıs

29.05.2019 / 15:32

Halef Remzi Vayıs

Başarı, hazır formüllerle gelmez…

Zaman, sürekli yeni değerler üretip sonra onları öğütürken, haliyle formüller de değişime uğruyor. Bugün başarı için mutlak formülün peşinde koşanlar, bunu önce kendi yeteneklerinde arasınlar, daha kolay bulacaklardır...

 

Katıldığı forumda bir öğrenci, tasarımcı Bülent Erkmen’e şu soruyu sorar:

Sizin gibi etkileyici bir görsel tasarımcı olmayı hedefliyorum. Gelecekte başarılı olmaları için öğrencilere ne tavsiye edersiniz?

Erkmen’in cevabı sert ve keskindir:

Hayatta hiç kimseye, hiçbir zaman böyle sorular sormamanızı...

Ona göre başarı, hazır formüllerle gelmez çünkü. Üstelik başarının hazır formüllerle gelebileceğini düşünme halinden de vahim bir durum daha vardır:

Şu an yapılmakta olan, ileride başarılı olmak için ‘iyi’ yapılıyor. Başarılı olmaya götürmez ise, şu an yapılan 'iyi', boşa yapılmış sayılacak.

Başarı, öncelikle bu gerçeği bilmeyi ve buna rağmen 'iyi'yi yapmayı göze alma cesaretini istiyor.

Zaman, sürekli yeni değerler üretip sonra onları öğütürken, haliyle formüller de değişime uğruyor. Bugün başarı için mutlak formülün peşinde koşanlar, bunu önce kendi yeteneklerinde arasınlar, daha kolay bulacaklardır.

Kendi değerlerinde, kendi hayallerinde, kendi doğrularında…
Ve elbette kendi eylemlerinde...

Örneğin, başkalarına zarar vererek, hatta onları yok etmeye çabalayarak başarıya ulaşmaya çalışanlar, günü geldiğinde zarar görmeyi, yahut yok olmayı göze almalılar.

Taklit ederek yol almaya başlarsanız, durumunuz yine vahim demektir...
Bazen taklit edildiğinizi sanırken, bir de bakmışsınız ki, hiç farkına varmadan taklit edenin ta kendisi olmuşsunuz.

Yarışta geride kalıp dengenizi kaybedebilirsiniz. Bu durumda bir girdaba düşüp içinden çıkamayabilirsiniz. Girdaptaysanız, akışkanın neresinde durduğunuz belirleyicidir. Merkezdeyseniz hızlı ve hafifsinizdir. Merkezden uzaklaştıkça yavaşlar ve ağırlaşırsınız.

Geçmişteki başarınıza ise güvenmeyin, çünkü gelecekteki başarınızın garantisi değildir.

Taze balık satılır…

Balıkçının biri, deniz kenarındaki derme çatma kulübesine, "burada taze balık satılır" diye bir tabela asmış ve başlamış tuttuğu balıkları satmaya.

Birisi gelmiş “satış yaptığın yerin burası olduğu belli, yazmaya gerek yok" diyerek ‘burada’ kelimesini tabeladan kaldırtmış.

Bir başka kişi "deniz kıyısında zaten bayat balık olmaz, ne gerek var taze kelimesine" demiş, balıkçı taze kelimesini de yok etmiş.

Bir diğer kişi, “zaten balık sattığın belli" deyince, balık kelimesi de tabeladan kaldırılmış. Tabelada sadece "satılır" kelimesi kalmış.

Bir süre sonra bir başkası gelmiş ve "ne demek satılır, ne sattığını kim nasıl anlayacak, balık sattığını da yazsana" diye fikrini söylemiş.

Ardından biri daha gelmiş ve "tamam da, nerede satılır bu taze balık?" diye sormuş.

Son gelen ise "tabelaya balığın taze olduğunu yazarsan iyi olur" demiş.

Sonuçta tabela ilk halini almış.

Eğer gerçek ve kalıcı başarıysa aradığınız…

Kendi değerlerinize, kendi hayallerinize, kendi doğrularınıza sahip çıkmalısınız.
Aksi halde; yazar siler, yazar siler, silmek için yine yazarsınız…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Tek gerçek iddianız… - 20.09.2019
>> Ağzı olan konuşuyor… - 22.08.2019
>> Bir kız çocuğunun anıları… - 29.07.2019
>> Henüz bulamadıysanız, aramaktan vazgeçmeyin… - 01.07.2019
>> Küresel ekonominin yeni oyuncuları ve modern bilginin tüketimi… - 07.05.2019
80alte Yazarları
Dr. Mithat Tosun Halef Remzi Vayıs Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Beyin göçü-1
Tüm Yazarlar