Şenol Gürel

19.10.2016 / 15:55

Şenol Gürel

Alçaklıklardan Bir Alçaklık: Nal

İnsanın en aşağılık buluşu naldır. Atların, eşeklerin, öküzlerin ayak yapıları, toynakların dayancı kendi ağırlıklarına göredir. Nal, bu hayvanların ayaklarını koruyarak kullanım sürelerini uzatmak amacıyla çakılır. Ayakların yıpranmasını, aşınmasını önlediysen yükle yükleyebildiğince…

 

Oluşlarda, edimlerde özne konumunda bulunmak, insanın sayrıl saplantısıdır. Yapan, uygulayan hep o kalmalıdır.

Kuran, yıkan, delen, yakan, bozan odur.
Taş, toprak, ağaç, ateş, su; uçan kaçan, yüzen sürünen onundur.
Yeryüzü, gökyüzü, yıldızlar, evren onun içindir.
İnsan, kendi üzerine tapulu gördüğü evreni, doymak bilmeyen açlığını gidermek için bencilce sömürmeyi sürdürecektir.

Uzayı yağmalama yarışı başladı. Yıldızlar, bayrağını ilk dikenin mi olacak? Bugün değilse yarın; bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz uzay savaşlarının gerçekleşmesi çok yakındır. İnsan usunun egemenliği altında; saltık barış, komünizm gibi yaşanmayacak bir düştür.

Düşünebilme yetisini silah gibi kullanarak; bilgi, deneyim donanımıyla birini/birilerini aşağılamak, ezmek; kaba güç kullanarak üstünlüğünü saplamaktan daha bayağı bir davranış biçimidir. Düşünebilme, uslamlama yetisinden yoksun varlıkları sömürmek, onlara acı çektirtmek bayağılıktan öte aşağılık bir edimdir.

Nesnel bakışla kendi türüne yaptıkları, kendi sorunudur denebilir. İnsanın, doğanın öteki üyelerine yaşattıkları, ancak faşizm kavramıyla açıklanabilir. İnsanlık faşizmi, bütün faşizmlerin anasıdır. İnsanın kendini öteki bütün varlıklardan üstün görmesi, ötekileştirmenin ilk basamağı, kaynağıdır. Ayrıştırma basamakları; kabuk rengi, kabak çapı, ulus aşısı, apış arası, soy asması, takım tasması gibi basamaklarla aşağılara iner; alçalmanın sonu yoksa da ben şişinmesi basamağı ile alçaklık denilen katmanda, ayaklar sonunda sağlam yere basmış olur.

‘ben’, üstünler üstünüdür.

İnsan, iki milyon yıl önce ayağa kalkar kalkmaz düşünmeye, düşünmeye başlar başlamaz da üstünlüğünü dayatmaya girişmiş olmalı. Dayanışmanın, güç birliğinin olmazsa olmazlığı, insanı toplu yaşama yöneltmiştir.

İlk evcilleştirmeyi, 30 bin yıl önce kurtla başlatan insan, 19 bin yıl sonra kurtla koyunu bir araya getirerek doğanın efendisi olduğunu saplamış.

Öküz, MÖ 10 bin yıllarında otlamaktan otarılmaya geçirilmiş, dolayısıyla eğemi katına indirilmiştir. Eldeki veriler; atın, kurt köpekleşip, insana boyun eğdikten 25 bin yıl sonra, yaklaşık MÖ 5 bin sularında yükle tanıştırıldığını gösteriyor.

MÖ 2. yüzyılda Keltlerin nal kullandığı biliniyor. Ağaç kabuğu, kalın bez, keçe, kösele derken sonunda daha dayanıklı olan demire, ondan da çeliğe, titanyuma geçildi.

İnsanın en aşağılık buluşu naldır.
Atların, eşeklerin, öküzlerin ayak yapıları, toynakların dayancı kendi ağırlıklarına göredir. Nal, bu hayvanların ayaklarını koruyarak kullanım sürelerini uzatmak amacıyla çakılır. Ayakların yıpranmasını, aşınmasını önlediysen yükle yükleyebildiğince.

Cengiz Han’ın bir sözünü en alta çakarak bitirmek yerinde olacaktır.

Bir çivinin yitirilmesiyle bir nal yitirildi, bir nalın yitirilmesiyle bir at yitirildi, bir atın yitirilmesiyle bir sava yitirildi, bir savanın yitirilmesiyle bir savaş yitirildi.

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Evrimlerden Bir Evrim: Toplumsal Evrim I - 14.11.2016
>> Kendime Öğütler - 10.10.2016
>> Sanatlardan Bir Sanat: Yakın Döğüş - 03.10.2016
>>  Simgelerden bir simge: Orak Çekiç - 26.09.2016
>> Çekiç - 19.09.2016
80alte Yazarları
Halef Remzi Vayıs Dr. Mithat Tosun Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Tüketim ve pazarlama üzerine bir derleme…
Tüm Yazarlar