Halef Remzi Vayıs

22.08.2019 / 09:43

Halef Remzi Vayıs

Ağzı olan konuşuyor…

"Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar değilse, bana niye söyleyesin ki?"
Eski Yunan'da, Sokrates bilgiyi saklaması yönüyle saygınlık kazanmıştı. Bir gün tanıdığı bir filozofa rastladı.
 
Filozof, Sokrates'e "Yakın bir arkadaşınla ilgili ne duyduğumu bilmek ister misin?" diye sordu.
"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrates:
"Bana bir şey söylemeden evvel küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna 'üçlü filtre testi' denir."
 
Devam etti Sokrates:
"Bana arkadaşım hakkında anlatmaya başlamadan önce, biraz bekleyip ne söyleyeceğini filtre etmek, daha doğru bir davranışı beraberinde getirebilir."
 
Ve hemen birinci filtreyi sordu: 
"Birinci filtre: Gerçeklik filtresi. Birazdan bana söyleyeceğin şeyin, tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
"Hayır" dedi adam. "Aslında bunu sadece duydum... "
"Tamam" dedi Sokrates. "Öyleyse, sen duyduğunun gerçekten doğru olup olmadığını henüz bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim."
 
“İkincisi, iyilik filtresi. Arkadaşım hakkında söylemek üzere olduğun her neyse, iyi bir şey mi?"
"Hayır, tam aksi" dedi diğer filozof. "Madem öyle" diye sürdürdü Sokrates:
"Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin bile değilsin.
 
Ve üçüncü filtreyi söyledi. "İşe yararlılık filtresi. Arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey, benim işime yarar mı?"
"Hayır, aslında değil" dedi diğer filozof.
 
"İyi" diye devam etti Sokrates:
"Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar değilse, bana niye söyleyesin ki?"
 
Ağzı olan konuşuyor…
 
Bir zamanlar Telsim’in (şimdiki Vodafone) reklamlarının sloganıydı: “Ağzı olan konuşuyor.”  
 
O dönemler, cep telefonlarıyla konuşma ücretleri ciddi rakamlara ulaşıyordu; bu nedenle, öyle uzun uzadıya konuşmalar yapılamıyordu. Söylenmek istenenler kısaca anlatılıyor, karşıdaki de, “hadi kardeşim, sana fazla yazmasın” deyip, arayanı utandırmadan konuşma sona erdiriliyordu.
 
Şimdilerde sanırım bu ifadeyi kullanan pek kalmadı; zaten artık gerek de yok.
 
Artık sabit ücretlerin ödendiği sınırsız paketler var. İsteyen istediği kadar konuşup, dilediği kadar belagat şehvetine kapılabiliyor. Konuşma arsızlığına, aklına geleni anlatma şehvetine yani.
 
Bu paketler, ilk önce Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde uygulandı.
 
Oralardan arayanınız varsa, “fark etmez konuşabiliriz, zaten para yazmıyor” deyip lafı uzatır ve uzatırdı.
 
Uygulamanın ilk başlarında nezaket icabı ses çıkaramazdınız da, iş dayanılmaz hale geldiğinde, “peki de birader, bu iş için vakit de lazım değil mi” deyiverirdiniz.
 
Nitelikli konuşmayı sevmiyoruz…
 
İnsanın en önemli özelliklerinden biridir konuşmak, bu doğru.
Konuşmayı seviyoruz, kabul.
Olayları ve fikirleri bir tarafa bırakıp, başkaları hakkında anlatmaya bayılıyoruz, ona da tamam. Ancak, sanırım bu esnada üçüncü kişiler hakkında pek de olumlu şeyler söylemiyoruz.
 
İki yıl kadar önce merak edip (formel iletişiminden dolayı iş yaşantısını hariç tutarak), kendimce bir istatistik yapmıştım. İnsanların, diğer kişiler hakkında nasıl konuştuğuna dair, kendim için yaptığım küçük bir araştırmaydı bu.
 
Doğal halinde.
 
Birisi bana başkası hakkında bir şey anlattığında, o kişi için iyi mi yoksa kötü mü konuştu diye, not tutmuştum. On kişi tamamlanıncaya kadar sürdürmüştüm istatistiği.
Sonuç şöyleydi: On kişiden altısı olumsuz, üçü ise tarafsız anlatmıştı anlatacağını. 
 
Sadece biri, sözünü ettiği bir başkası için olumlu konuşmuştu.
 
İlginç gelmişti. Neden böyledir diye, o zamanlar biraz kafa yormuştum.
 
  

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Bir kız çocuğunun anıları… - 29.07.2019
>> Henüz bulamadıysanız, aramaktan vazgeçmeyin… - 01.07.2019
>> Başarı, hazır formüllerle gelmez… - 29.05.2019
>> Küresel ekonominin yeni oyuncuları ve modern bilginin tüketimi… - 07.05.2019
>> Plajda kürk satmak… - 05.04.2019
80alte Yazarları
Dr. Mithat Tosun Halef Remzi Vayıs Aydın Bakışoğlu Şenol Gürel
Milgram Deneyi - 6
Tüm Yazarlar